Dünyanın en iyi selfie çeken akıllı telefonu: Google Pixel 3!

Yaklaşık 10 yıldır mobil ürünlerin arka kameralarını analiz eden DxOMark, ön kameralar için de benzer testlere başladı. Üstelik testlerin büyük bölümü gerçek koşullarda yapılıyor. Yani ezbere rakamlardan çok pratik kullanımda kullanıcılar için önem arz eden birçok detay incelenerek puanlama yapılıyor. Üstelik bu testte arka kamera analiz edilmiyor. Yani ön / arka kamera testlerden geçirilip tek sonuç verilmiyor. Bunun yerine her kamera kendi başına analiz ediliyor ve kendi sınıfına göre değerlendirmeye sokuluyor.

Akıllı telefon satın alma kriterleri arasında artık selfie kameralarının performansı da var malum. Dolayısıyla bu puanlar gerçek koşullar sebebiyle büyük öneme sahip. Gerçek zamanlı testlerden bu kadar bahsetmişken aslında test koşulları hakkında da bir şeyler söylememiz lazım.

Her ön kamerayla toplamda 1500 fotoğraf çekiliyor ve 2 saat video kaydı yapılıyor. Bu testlerde dış mekanlar, aydınlık ve karanlık ortamlar karışık olarak tercih ediliyor. Hatta testlere tekli fotoğraf ya da grup fotoğrafları da dahil ediliyor. Üstelik selfie çubuğunda üç farklı uzaklıktaki performans da göz önünde bulunduruluyor. Finalde çekilen fotoğraflar ve videolar en ince ayrıntısına kadar analiz edilip sonuç ortaya çıkarılıyor.

Selfie testlerinde ilk sırayı Google Pixel 3 ve Galaxy Note 9 alıyor.

Google Pixel 3 ve Galaxy Note 9 zirvede

Gelelim sonuca. Arka kamera performansında taş üstünde taş bırakmayan birçok model aslında söz konusu selfie performansı olduğunda sınıfta kalıyor. Tablo bunu net şekilde ortaya çıkarıyor. Google Pixel 3 ve Galaxy Note 9 toplamda elde ettikleri 92 puanla birinciliği paylaşılıyor. Ama burada arka kamera da devreye girince Galaxy Pixel 3 bir tık daha ön plana çıkıyor. Listenin ilk sırasında Google’ın yer almasının sebebi de aslında bu. Daha sonrasında liste Xiaomi Mi MIX 3, iPhone Xs Max, Galaxy S9 Plus ve Pixel 2 ile devam ediyor.

#10YearsChallenge akımı hakkında bilinen her şey

Birkaç haftadır Facebook başta olmak üzere tüm sosyal ağlarda #10YearsChallenge çılgınlığı dolanıyor. Aslında hem Facebook hem de Instagram’da bu tür ‘viral’ içeriklere alışkınız. Yıllar önce ALS hastalığına dikkat çekmek için başlatılan Ice Bucket Challenge epey popüler olmuştu. Ama bu kez çok büyük kitleye ulaşan bu akımın zararsız olmadığı yönünde teoriler var. Öncesinde #10YearsChallenge’ın ne olduğuna bakalım.

Wired tarafından kaleme alınan dosya konusunda kullanılan kapak görseli.

#10YearsChallenge nedir?

Az önce de bahsettiğim gibi aslında #10YearsChallenge 10 yıl öncesi / 10 yıl sonrası fotoğrafların paylaşılmasıyla başladı. Facebook’ta başlayan bu akım kısa süre içinde Twitter ve Instagram gibi diğer popüler sosyal ağlara yayıldı. Ama Wired tarafından kaleme alınan bir dosya, #10YearsChallenge akımının pek de masum olmadığını savunuyor.

İnsanların 10 yıl önceyi özlediği kesin. Çünkü yapılan paylaşımların büyük bir bölümünde eskiye dair bir ‘özlem’ yatıyor. Bu süreçte büyük değişimi gizleyenler de aslında düzenleme seçenekleriyle hilelere başvuruyor. Ama konumuz tam olarak bu değil.

Standart profillerde paylaşımlar devam ederken markalar da fırsattan istifade edip işin içine girdi. Bu gayet normal. Merak edilen ve Wired’ın üzerinde durduğu konu ise toplanan fotoğrafların herhangi bir amaç için kullanıp kullanılmadığı. Hepimiz biliyoruz; Facebook’un bu konuda sicili biraz kabarık. Yani bu kez de fotoğrafların kullanılmayacağını ve üçüncü şirketlere satılmayacağını kim garanti edebilir?

Peki, Facebook’u uzun yıllardır kullanan kişilerin zaten – tahmin edebileceğinizden çok daha fazla – birçok farklı verisi şirketin elinde. Yani aslında bu tür bir akım oluşturup daha sonrasında fotoğrafları toplamaya ihtiyacı var mı? Üstelik de çoğu kişi de eski fotoğraflarını Facebook’tan bulup tekrardan paylaşırken…

İddia şu: Bu hashtag ile yapılan paylaşımlardaki fotoğraflar analiz edilerek, yaşlanma sürecinin öğrenilmesi hakkında kullanılıyor. Tamam; 10 yıl önceye ait tüm fotoğraflarımız Facebook’ta var. Ama yapay zekâyla bunu işlemek zor olabilir. Hele de böyle bir akım başlatıp süreci hızlandırmak varken. Üstelik eskiye dair fotoğrafların işlenmesi için EXIF bilgisi  ve paylaşım zamanı gibi bilgiler de gerekiyor. Aslında #TBT paylaşımları bu verilere erişim için yapay zekâyı yoruyor.

Tüm bu iddialardan sonra Facebook da sessiz kalmadı tabii.

Kullanıcılar tarafından oluşturulan bu akım aslında kendiliğinden viral oldu. Bu trendi Facebook başlatmadı ve zaten insanlar Facebook’taki fotoğraflarını kullanıyor. Facebook’un herhangi bir kazancı yok. Ayrıca Facebook kullanıcılarının yüz tanıma teknolojisini diledikleri zaman açıp kapama seçeneğine sahip olduklarını hatırlatalım.

Bu şekilde bir açıklama yapıldı ama Facebook’a bu konuda pek de güven olmuyor. Bkz: Cambridge Analytica skandalı.

Facebook, kullanıcılar tarafından oluşturulan bu akımın şirketle herhangi bir alakası olmadığını açıkladı.

Gelelim son noktaya: Facebook eski fotoğraflarımızı ne için kullanabilir?

En basiti reklam. Facebook ve bağlı bulunan Instagram ya da WhatsApp gibi – ki WhatsApp’a da reklam gelmesi söz konusu. Bu ağlarda insanların yaşlanma oranına göre farklı ürünlerin reklamlarla karşısına çıkması söz konusu olabilir. Teorilerin en masum yanı bu.

Aslında yüz tanıma teknolojisinin bu kadar yaygın kullanıldığı bir dönemde 10 yıl önce ve 10 yıl sonraya ait fotoğrafların paylaşılması bu anlamda Facebook’un işini kolaylaştırabilir. Yani bu tip veriler reklam hedeflemede çok önemli bir yere sahip.

Tehlike bu verilerin farklı şirketlerle paylaşılmasıyla bambaşka bir boyuta gelebilir. Özellikle 10 yıldaki değişim fotoğraflarının güvenlik şirketlerine satılması da yine teoriler arasında.

Android Q ile neler geliyor?

Android Pie’nin çıkışı üzerinden yaklaşık altı ay geçti. Telefon üreticileri güncellemeyi yeni yeni sunmaya başlarken bir sonraki Android sürümüyle alakalı dedikodular da gelmeye başladı. Bildiğiniz gibi Google, Android sürümlerine her yıl farklı bir tatlı ismi veriyor.  Yeni versiyonun da Android 10 ya da Android Q olarak adlandırılması bekleniyor.

Android Pie epey başarılıydı. Hatta şu ana kadar Android tarafındaki en kararlı güncellemeler arasında yerini aldı. Ama hâlâ iyileştirilmesi gereken şeyler var. Tabii kullanıcı beklentileri de her zaman olduğu gibi artıyor. Öncelikle merak edilenlerden başlayalım, daha sonrasında ise beklentilere geçelim.

Android Q’nun Mart 2019’da tanıtılması ve beta sürümünün yayınlanması bekleniyor.

Android Q ne zaman çıkacak?

  • Geliştirici önizlemesi için Mart 2019 tahmin ediliyor.
  • Genel beta da yılın ilk çeyreğinde yayınlanabilir.

Tahminler bu tarihlerde yoğunlaşıyor. İlk çeyrekte genel beta sürümünün dağıtılması birlikte ‘meraklı kullanıcıların’ Android Q yükleyip mobil işletim sistemini test etmeye başlayacakları kesin. Kararlı sürüm için tahmin edilen tarih ise Mayıs 2019.  

Android Q’nun tam ismi ne olacak?

Android Q’nun hangi tatlı ismiyle geleceği şu an belli değil. Android 9 için Android P yani Pie isimlendirmesinden sonra en çok merak edilenlerden biri Android Q’nun aslında ne anlama geldiği… Google, az önce de bahsettiğim gibi Android sürümleri için bildiğiniz gibi tatlı isimlerini seçiyor. Yeni sürüme dair bu doğrultuda çeşitli öngörüler de var. Quesadilla, Quiche ve Quinoa bunlar arasında.

Android Q’nun şu anda hangi cihazlara geleceği belli değil. Ama birkaç yıl önce çıkan tepe seviyesi modellerin büyük bölümününe yüklenebileceği tahmin ediliyor.

Telefonum Android Q alacak mı?

Bazıları, Android Q’nun bir sonraki sürümünün ismiyle ilgilenirken diğerlerinin bilmek istediği şey ise işletim sisteminin mevcut cihazı için yayınlanıp yayınlanmayacağı… Şu anda buna net bir cevap vermek epey zor. Ancak birkaç sene önceye kadar çıkan üst seviye akıllı telefonların ‘çok büyük bölümünün’ Android Q alacağını söyleniyor.

Android’de karanlık mod özelliğinin bu yeni sürümle sistemin geneline yayılması bekleniyor.

Android Q’dan neler bekleniyor?

Kullanıcıların Android Pie’den gayet memnun. Ancak ufak – tefek güncellemeler ve farklar isteyenlerin sayısı oldukça fazla. Bu noktada hem kullanıcı arayüzü hem de varsayılan uygulamalar tarafında kullanıcıların beklediği bazı yenilikler var. Şöyle ki:

1- Jest / mimik sisteminin bir adım öteye gitmesi

2- Yeni bir ekran alıntısı aracı

3- Sistem çapında karanlık mod özelliği

4- Tek elle kullanım için özel bir mod

5- Kullanıcı arayüzünün yenilenmesi

Aslında beklentiler en temelde bu şekilde listelenebilir. Hepsini ayrı ayrı detaylandıralım, buyurun:

1- Android Pie ile sisteme dahil edilen en önemli yeniliklerden biri jest ve mimik sistemi. Şimdi Android Q ile birlikte bunun bir kademe daha ileri gitmesi bekleniyor.

2- Yeni bir ekran alıntısı aracı da bekleniyor. Evet; Android Pie ile gelen araç epey yenilikçi ve birçok hususta kullanıcıları ek bir uygulamaya ihtiyaç duymaktan kurtarıyor. Ama yeterli değil. Çünkü video kaydetmiyor. Sırf bu sebeple kullanıcılar Google Play’deki seçeneklere yöneliyor. Yani ekrandan video kaydının desteklenmesi şart

3- Gmail, YouTube ve Twitter gibi uygulamaların birçoğu artık karanlık mod özelliğini destekliyor. Ama tüm bu özelliklerin sisteme dahil edilmesi söz konusu. Android Q’da varsayılan olarak gelen uygulamaların tamamında karanlık mod özelliğinin destekleneceği söyleniyor. Ayrıca sistem çapında bir karanlık mod özelliği de yer alabilir.

4- Evet; Android’deki tek elle kullanım için özel bir mod var. Ancak yine de gelişmesi gereken çok nokta var. Çünkü telefonların ekran boyutları her geçen gün daha da büyüyor ve çerçeveler yok oluyor – bunu yazdığım sırada yok oldu bile… – : )

5- Sızıntılarda kullanıcı arayüzüne dair çok fazla bir detay yok. Yani en azından köklü bir değişiklik beklenmiyor. Ama yine de ufak dokunuşların yapılacağı söyleniyor.

Çoklu pencere özelliği halihazırda Android’de yer alıyor. Ancak bu özelliğin yeni sürümde çok daha gelişmiş olarak karşımıza çıkacağı söyleniyor.

Android Q yenilikleri

Android Q’da sistemsel bazda da çeşitli değişiklikler söz konusu olacak. Bunları da yine alt başlıklarla kısa kısa ele alalım.

  • Yardımcı arama: Telefon, ülke kodunu otomatik olarak algılar ve aramayı ona göre gerçekleştirir. Böylece uluslararası kodları girmeye gerek kalmaz.
  • Gelişmiş arama engelleme: Bilinmeyen ve gizli numaraların otomatik olarak engellenmesini sağlar.
  • Artırılmış yazıcı desteği: Yazıcıya doğrudan kablosuz ağ üzerinden bağlanmayı kolaylaştırır.
  • Yenilenen masaüstü deneyimi: Özellikle Samsung DeX gibi ürünler için masaüstü kullanımı daha ergonomik hale getiren yenilikler sunar.
  • Çoklu pencere kullanımı: Özellikle büyük ekranlı telefon ve tabletler için ekrandan ortadan bölünmesiyle uygulamaların farklı pencerelerle çalışma durumu bir adım öteye götürülüyor.
  • Parola koruması: Şifreleri daha iyi koruyan güvenlik mekanizmaları üzerinde duruluyor.
  • Dosya yöneticisi: Android’de varsayılan olarak gelen dosya yöneticisinin daha iyi hale getirilmesini temel alıyor.

Tabii tüm bunlar haricinde güvenlik konusunda çeşitli güncellemelerin sunulması söz konusu. Bekleyip göreceğiz…

Yunus Emre Şahin YouTube kanalını takibe alarak daha kapsamlı bilgilere ulaşabilirsiniz.