Andy Rubin’in keyfi yerinde: Şirket şimdiden 300 milyon dolar yatırım aldı

Android ekosistemi her geçen gün daha geniş bir kitleyi etkisi altına almayı başarıyor. Bu doğrultuda geçtiğimiz haftalarda detayları ortaya çıkan Android Oreo’nun da sorumluluğu büyük. Android; daha doğrusu Google, mobil işletim sistemindeki bu gelişim sürecini kilit bir isme borçlu: Andy Rubin. 

Son aylarda birçok kişinin duyduğu olduğu bu isim, Android’in ortaya çıkması ve bu aşamaya gelmesinde büyük rol oynuyor. Zira Google’da 10 yıl boyunca görev alan Rubin, şirkete kazandırdıklarıyla takdir görmeye devam ediyor. Hatta öyle ki; Google’dan ayrılalı üç yıl olmasına rağmen hâlâ şirketteki kariyeriyle gündeme geliyor. Son dönemlerde bu ismin çok fazla duyulmasının ardındaki sebep ise Essential Phone. 

5.71 inç ekran, Snapdragon 835 yonga seti, Adreno 540 grafik işlem birimi, 128 GB depolama alanı ve 4 GB RAM Essential Phone’un bazı teknik detayları arasında.

2014 yılında Google ile bağlantısını keserek Essential isimli yeni bir oluşun içine giren Andy Rubin, birkaç hafta önce şirketin ismini taşıyan ilk akıllı telefonunu duyurdu. Aylardır merakla beklenen bu model, bilhassa %90’a yaklaşan (tam olarak %84.9) ekran – gövde oranıyla akıllı telefonlar için son yılların trendi olan “ince çerçeve” tabirini yeniden tanımladı. Peki herhangi bir akıllı telefonun rakiplerinin önüne geçmesi için “çerçevesiz” bir ekranla gelmesi yeterli mi, tabii ki hayır! Zira Essential Phone teknik özellikleriyle de birçok kişi ve şirketi heyecanlandırmayı başardı.

En önemli tasarım detaylarından biri ise titanyum çerçeve.

Essential Phone şimdilik satışta olmasa da (ilk etapta zaten yalnızca ABD için düşünülüyor) şirket ilk akıllı telefonuyla büyük bir iş başarmışa benziyor. Zira 2014 yılında yatırımcılara yönelik kurulan Equidate raporlarına göre Essential 300 milyon dolarlık bir yatırımı cebe atmış durumda. Böylece şirketin toplam değeri 993 milyon dolar seviyesine çıktı bile… Essential için en önemli detaylardan birisi ise yatırımcılar arasında Apple’ın en büyük tedarikçisi Foxconn’un da yer alması. Yani Essential yatırımcılara ve Android ekosistemini destekleyenlere kuru bir umuttan daha fazlasını vadediyor.

Japonya 2025 yılında sürücüsüz gemileri hayata geçiriyor

Otomobil, kamyon ve hatta trenlerde artık sürücüsüz dönemin kapıları sonuna kadar aralanmış durumda. Bugün birçok farklı şirket sürücüsüz otomobiller için uzun vadeli yatırımlar yapıp özel teknolojiler geliştiriyor. Ancak Japonlar her zaman olduğu gibi bu sisteme daha da farklı bir şekilde entegre olma amacında. Hatta bu kapsamda “sürücüsüz” kavramını bir adım daha öteye taşımaya hazırlanıyorlar. Nasıl mı? Sürücüsüz gemilerle…

Deniz yolu taşımacılığında çığır açması beklenen bu yeni teknolojiyle artık kaptana ihtiyaç tamamen ortadan kalkacak. Sürücüsüz gemilerin bilhassa kargo taşımacılığında tercih edilmesi bekleniyor. Bunun sebebi de daha uzun süren yolculukları bir şekilde otomatiğe bağlamak. Projeyle kapsamında Japonya’da 2025 yılında toplamda 250 geminin hayata geçirilmesi bekleniyor. Üstelik en büyük nakliye şirketleri Mitsui OSK Lines ve Nippon Yusen de sürücüsüz gemilere tam destek veriyor.

Sürücüsüz gemilerde ilk etapta belirli operasyonları izlemek amacıyla küçük bir mürettebatla birlikte yolculuk yapılacak. Ancak akabinde sayı azaltılarak sıfıra çekilecek ve böylece limandan yükleme yapıldığında sürücüsüz gemiler kendiliğinden yola çıkarak teslimat noktasına ulaşabilecek.

Şu anda olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da “sürücüsüz” kelimesiyle çok sık karşılaşacağımız aşikar.

İlginizi çekebilir: Otomobilinizin kontrolünü beyin gücünüze bırakabilir misiniz?

Facebook’un yeni yapay zekasından duyguları gizlemenin yolu yok

Girişim sermayeleri; patentler, ortaklıklar ve gündemdeki haberlere ilişkin birçok farklı analiz gerçekleştiren CBI Insight, iki yıl önceye dayanan araştırmalarda Facebook ile ilgili ÇOK ÖNEMLİ bir veriyi ortaya çıkardı. Facebook’un 2015 yılında satın aldığı patent; akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihazlarda kullanıcıların ön kamerayla İZLENDİĞİNİ gösteriyor. Peki ama Facebook bunu neden yapıyor? Şöyle ki; Facebook bilindiği üzere şu anda internete bağlı insan nüfusunun büyük bir çoğunluğuna erişiyor. Üstelik bunu yalnızca doğrudan ana uygulamayla değil; Instagram, WhatsApp ve Messenger gibi ek iletişim kanallarıyla da destekliyor. Dolayısıyla Mark Zuckerberg’in buradaki asıl amacı elinde tuttuğu kitleyi çok daha iyi – halihazırda hapşuruğumuzu bilmiyormuş gibi – analiz etmek.

İki yıl öncesine dayanan Facebook’un ön kamera konulu patentinin detayları.

Evet; Facebook ya da diğer tüm sosyal mecralarda insanlar duygularını emojilerle ya da gönderi altına yapılan yorumlarla ifade edebiliyor. Ama yeterli değil. Zira iki yıl önce satın alınan ve dillendirilmeyen patentin önemi de tam olarak burada ortaya çıkıyor. Facebook, gönderilere ya da diğer paylaşımlara bakan kullanıcıların duygu durumlarını ölçüp, bu içerik türlerini daha fazla ön plana çıkarmayı amaçlıyor. Şu anda bu teknolojinin yalnızca “patent” aşamasında kaldığı söylense de, Facebook uygulamasının akıllı telefonlarda onlarca farklı kanallar yüzlerce veriye ulaştığı aşikar. Ve bu patentin de bir gün “ürün” olarak karşımıza çıkmayacağı ne malum?

Son olarak işin farklı bir boyutu daha ortaya çıktı. Zira Facebook’un şu anda insanların mobildeki klavye kullanımıyla alakalı yeni bir yapay zeka teknolojisi üzerinde çalışıyor. Bu sistem kullanıcıların herhangi bir içeriğe vereceği tepki anlık şekilde kolayca ölçülebilmesini mümkün kılıyor. Anlaşılan o ki Mark Zuckerberg, ekrana dokunuş hızıyla kullanıcıların yine duygularını öğrenmeyi amaçlıyor. Elbette bu yapay zeka teknolojisiyle birlikte toplanan verilerin Facebook’un yeni bir adım atmak için kullanılacağı da ortada.

Bill Gates’in de sıklıkla ifade ettiği gibi “yapay zeka” geleceğin teknolojileri arasında. Ve Facebook da bu noktada kullanıcıların gizliliğini pek de umursamadan denemeler yapmaya devam ediyor, edecek de. Facebook’tan duyguları saklamanın yolu yok gibi. : )