Samsung deepfake yapay zekâsı tek bir fotoğraftan video oluşturuyor

Yapay zekâ teknolojileri, sağlık sektöründen sesli asistanlara kadar yüzlerce farklı sektör tarafından aktif olarak kullanılıyor. Evet; bu teknoloji insanlığın yararına kullanıldığında herhangi bir sorun yok. Ancak sonuçlar bazen ürkütücü boyuta ulaşabiliyor. 

Facebook’un profil fotoğrafınızı çalarak bir video oluşturduğunu düşünün. Neyse ki kötü adamlar henüz bu teknolojiye sahip değiller. Fakat Samsung bunun nasıl gerçekleştirileceğini buldu. Güney Koreli şirket, son olarak tek bir fotoğrafla video klip yapmayı sağlayan bir yapay zekâ geliştirdi.

Deepfake olarak da geçen bu kavram, insanların tek bir fotoğrafından yola çıkarak video oluşturulmasını sağlıyor. Yani az önceki örnekte olduğu gibi internet bir fotoğrafınız bulunduktan sonra istenildiği gibi oynanıp video haline getirilebiliyor. 

Mona Lisa’nın tek bir fotoğrafını analiz eden Samsung’un deepfake yapay zekâsı ortaya korkutucu boyutta – gerçek gibi görünen – bir video çıkarıyor.

Bu teknoloji elbette klasik bir portre oluşturmak ya da eğlenceli bir video üretmek için kullanılabilir. Ancak yukarıda yeni teknolojiyi göstermek için canlandırılan üç farklı video yer alıyor. Mona Lisa’nın yalnızca tek bir hareketsiz görüntüsünden elde edilen bu video, Rusya’daki bir Samsung yapay zekâ laboratuvarında oluşturuldu.

Bu tür teknikler üzerinde uzmanlaşmış bir Dartmouth araştırmacısı olan Hany Farid’e göre bu tip yapay zekâ teknolojilerinin dezavantajı yanlış bilgilendirme, seçimleri değiştirme ve sahtekarlık riskleri oluşturuyor.

Deepfake videoları genellikle birinin sahte videosunu üretmek için çok fazla görüntü gerektiriyor. Ancak Samsung tarafından geliştirilen yapay zekâ sistemitek bir resimden yola çıkarak sahte bir video klip oluşturabiliyor.

Farid kısaca geçen seneye oranla bu ve ilgili tekniklerin çok daha az veri gerektirdiğinden bahsediyor. Yani aslında çok daha az veriyle sofistike ve çekici içerik üretilebiliyor. Samsung’un süreci görsel aksaklıklar yaratsa da bu sonuç gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar multimedya içeriğin oluşmasına yol açıyor.

Samsung’un sistemi, Alexandar Graham Bell’in de dediği gibi “her şeyden önce, hazırlık başarının anahtarıdır” cümlesinden ilham alan bir yapı üzerine kurgulanmış. Sistem, insan yüzlerinin nasıl hareket ettiğini öğrenmek için birçok videoyu izliyor. Daha sonrasında uzun bir meta-öğrenme aşaması başlıyor. Ardından makul derecede gerçekçi, hareketli bir video üretmek için öğrenilen her şey fotoğrafa uygulanıyor. Yani aslına bakılırsa çok gerçekçi sonuçlar için yeterince fazla veri olması yetiyor.

Araştırmacılar, ‘kendi yaralarını saran’ robotlar üzerinde çalışıyor

Çoğu ‘geleneksel’ robot fiziksel açıdan hayli sağlam. Yani robotların büyük bölümü düşme, çarpma ya da benzer durumlarda en az hasarı alacak şekilde tasarlanıyor. Ancak bu durum makinelerdeki onarımın kolay olduğunu göstermiyor. Bu noktada ise devreye esnek, deforme olabilen ve uzun vadede çalışabilecek robotlar giriyor. Araştırmacıların son gözdesi ise ‘kendi kendini iyileştirebilen robotlar’. Evet; gelecek yıllarda robotlar kendi hasarlarını kendileri onarabilir. Nasıl mı?

Carnegie Mellon Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, mühendislik robotlarında kullanılan yumuşak malzemeler sayesinde yüzey hasarlarını en aza indirgemeyi amaçlıyor. Bu da doğal olarak elektrik arızalarına karşı ek bir güvenlik önlemi oluşturuyor. Onarım konusunda ise geçtiğimiz dönemlerde de karşılaştığımız polimer malzeme büyük önem taşıyor.

Hasar gören robotlar kendilerini onaracak

Hem esnek hem de hasara dayanıklı bir malzeme üretmek amacıyla yola çıkan araştırmacılar, galyum-indiyum bazlı bir metal alaşımıyla sıvı mikro damlacıkları bir araya getiriyor. Böylece aslında birçok kez hasar gören robotlar ısı, nemim artışı ve diğer koşullarla birlikte yeni elektriksel yollar oluşturarak fiziksel yaralarını sarıyor. Projenin önemli isimlerinden Majidi, kompozit materyalin ardındaki sırrın sinir sistemdekine benzer şekilde kendini yenileyeceğini ifade ediyor.

Yeni nesil yapay zekâ destekli robotların gelişimi ortada. Dolayısıyla her geçen gün robotların yeni iş kollarını hedef aldığı haberleri artmaya devam ediyor. World Economic Forum raporuna göre bugün ilkokula giden çocuklar meslek hayatına atıldığında aslında ‘o mesleklerin’ %65’i rafa kalkmış olacak. Bu yüzdeden en büyük payı alanlarsa robotlar. Çünkü özellikle üretim gibi birçok alanda işçiler yerine robotlar tercih edilecek.

Qualcomm akıllı hoparlör platformunu duyurdu: Üçüncü şirketler için büyük şans

Yapay zeka teknolojileri özellikle son birkaç yıllık süreçte dev teknoloji şirketlerini harekete geçirmiş durumda. Sürücüsüz otomobiller; kişisel asistanlar ve verileri analiz ederek kendini sürekli olarak geliştiren robotlar bu alanın öncüleri. Ama hepsi bu kadar değil; zira yapay zeka artık mutfak robotlarından çim biçme makinelerine kadar geniş bir yelpazeye yayılmış durumda. Elbette Amazon Echo’nun kapılarını araladığı akıllı hoparlörler de bu kapsamda yer alıyor.

Qualcomm’un akıllı hoparlör platformu bu alanda varlık göstermek isteyen şirketler için büyük önem taşıyor; zira şirketlerin sıfırdan çalışmasına gerek kalmadan Qualcomm’un referans tasarımı üzerinden ilerlemesi söz konusu oluyor.

Google ve Apple’ın dahil olmasıyla şenlenen akıllı hoparlör pazarının önümüzdeki dönemlerde çok daha fazla şirketin dikkatini çekeceği ortada. Son olarak, mobil yonga seti üretimide sektör lideri olan Qualcomm da bu alanda yaptığı çalışmaları duyurdu. Kaliforniya merkezli şirketin amacı akıllı ses deneyimini üst noktaya taşıyarak akıllı hoparlör üretimini kolaylaştırmak. Diğer bir değişle artık bu alanda varlık göstermek isteyen şirketlerin akıllı hoparlör üretmek için kolları sıvayıp sıfırdan başlamasına gerek yok. Yani bu pazara adım atmak isteyen şirketlerin Qualcomm öncülüğünde bu yarışa dahil olması söz konusu.

Sanal asistan yazılımlarına tam destek verecek olan Qualcomm’un akıllı hoparlör platformunda Linux ve / veya Android Things işletim sistemleri sunulacak. Üzerinde barındırdığı mikrofon vasıtasıyla görüşmeler yapmaya olanak tanıyacak olan referans tasarımda Amaxon Alexa ve Google Asistan da destekleniyor ve kodek tarafında ise aptX ve aptX HD algoritmaları benimseniyor. Teknik tarafta Bluetooth 4.2 ve WiFi 802.11b/g/n/ac de bilinen teknik detaylar arasında.

Qualcomm’un bu yeni akıllı hoparlör platformunun en önemli yanı elbette üçüncü şirketlerin yolunu açıyor olması. Bu sayede Amazon, Google ya da Apple bu alanda tekel oluşturamayacak gibi görünüyor. Teşekkürler Qualcomm! : )