Araştırmacılar, ‘kendi yaralarını saran’ robotlar üzerinde çalışıyor

Çoğu ‘geleneksel’ robot fiziksel açıdan hayli sağlam. Yani robotların büyük bölümü düşme, çarpma ya da benzer durumlarda en az hasarı alacak şekilde tasarlanıyor. Ancak bu durum makinelerdeki onarımın kolay olduğunu göstermiyor. Bu noktada ise devreye esnek, deforme olabilen ve uzun vadede çalışabilecek robotlar giriyor. Araştırmacıların son gözdesi ise ‘kendi kendini iyileştirebilen robotlar’. Evet; gelecek yıllarda robotlar kendi hasarlarını kendileri onarabilir. Nasıl mı?

Carnegie Mellon Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, mühendislik robotlarında kullanılan yumuşak malzemeler sayesinde yüzey hasarlarını en aza indirgemeyi amaçlıyor. Bu da doğal olarak elektrik arızalarına karşı ek bir güvenlik önlemi oluşturuyor. Onarım konusunda ise geçtiğimiz dönemlerde de karşılaştığımız polimer malzeme büyük önem taşıyor.

Hasar gören robotlar kendilerini onaracak

Hem esnek hem de hasara dayanıklı bir malzeme üretmek amacıyla yola çıkan araştırmacılar, galyum-indiyum bazlı bir metal alaşımıyla sıvı mikro damlacıkları bir araya getiriyor. Böylece aslında birçok kez hasar gören robotlar ısı, nemim artışı ve diğer koşullarla birlikte yeni elektriksel yollar oluşturarak fiziksel yaralarını sarıyor. Projenin önemli isimlerinden Majidi, kompozit materyalin ardındaki sırrın sinir sistemdekine benzer şekilde kendini yenileyeceğini ifade ediyor.

Yeni nesil yapay zekâ destekli robotların gelişimi ortada. Dolayısıyla her geçen gün robotların yeni iş kollarını hedef aldığı haberleri artmaya devam ediyor. World Economic Forum raporuna göre bugün ilkokula giden çocuklar meslek hayatına atıldığında aslında ‘o mesleklerin’ %65’i rafa kalkmış olacak. Bu yüzdeden en büyük payı alanlarsa robotlar. Çünkü özellikle üretim gibi birçok alanda işçiler yerine robotlar tercih edilecek.

Qualcomm akıllı hoparlör platformunu duyurdu: Üçüncü şirketler için büyük şans

Yapay zeka teknolojileri özellikle son birkaç yıllık süreçte dev teknoloji şirketlerini harekete geçirmiş durumda. Sürücüsüz otomobiller; kişisel asistanlar ve verileri analiz ederek kendini sürekli olarak geliştiren robotlar bu alanın öncüleri. Ama hepsi bu kadar değil; zira yapay zeka artık mutfak robotlarından çim biçme makinelerine kadar geniş bir yelpazeye yayılmış durumda. Elbette Amazon Echo’nun kapılarını araladığı akıllı hoparlörler de bu kapsamda yer alıyor.

Qualcomm’un akıllı hoparlör platformu bu alanda varlık göstermek isteyen şirketler için büyük önem taşıyor; zira şirketlerin sıfırdan çalışmasına gerek kalmadan Qualcomm’un referans tasarımı üzerinden ilerlemesi söz konusu oluyor.

Google ve Apple’ın dahil olmasıyla şenlenen akıllı hoparlör pazarının önümüzdeki dönemlerde çok daha fazla şirketin dikkatini çekeceği ortada. Son olarak, mobil yonga seti üretimide sektör lideri olan Qualcomm da bu alanda yaptığı çalışmaları duyurdu. Kaliforniya merkezli şirketin amacı akıllı ses deneyimini üst noktaya taşıyarak akıllı hoparlör üretimini kolaylaştırmak. Diğer bir değişle artık bu alanda varlık göstermek isteyen şirketlerin akıllı hoparlör üretmek için kolları sıvayıp sıfırdan başlamasına gerek yok. Yani bu pazara adım atmak isteyen şirketlerin Qualcomm öncülüğünde bu yarışa dahil olması söz konusu.

Sanal asistan yazılımlarına tam destek verecek olan Qualcomm’un akıllı hoparlör platformunda Linux ve / veya Android Things işletim sistemleri sunulacak. Üzerinde barındırdığı mikrofon vasıtasıyla görüşmeler yapmaya olanak tanıyacak olan referans tasarımda Amaxon Alexa ve Google Asistan da destekleniyor ve kodek tarafında ise aptX ve aptX HD algoritmaları benimseniyor. Teknik tarafta Bluetooth 4.2 ve WiFi 802.11b/g/n/ac de bilinen teknik detaylar arasında.

Qualcomm’un bu yeni akıllı hoparlör platformunun en önemli yanı elbette üçüncü şirketlerin yolunu açıyor olması. Bu sayede Amazon, Google ya da Apple bu alanda tekel oluşturamayacak gibi görünüyor. Teşekkürler Qualcomm! : )

Facebook’un yeni yapay zekasından duyguları gizlemenin yolu yok

Girişim sermayeleri; patentler, ortaklıklar ve gündemdeki haberlere ilişkin birçok farklı analiz gerçekleştiren CBI Insight, iki yıl önceye dayanan araştırmalarda Facebook ile ilgili ÇOK ÖNEMLİ bir veriyi ortaya çıkardı. Facebook’un 2015 yılında satın aldığı patent; akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihazlarda kullanıcıların ön kamerayla İZLENDİĞİNİ gösteriyor. Peki ama Facebook bunu neden yapıyor? Şöyle ki; Facebook bilindiği üzere şu anda internete bağlı insan nüfusunun büyük bir çoğunluğuna erişiyor. Üstelik bunu yalnızca doğrudan ana uygulamayla değil; Instagram, WhatsApp ve Messenger gibi ek iletişim kanallarıyla da destekliyor. Dolayısıyla Mark Zuckerberg’in buradaki asıl amacı elinde tuttuğu kitleyi çok daha iyi – halihazırda hapşuruğumuzu bilmiyormuş gibi – analiz etmek.

İki yıl öncesine dayanan Facebook’un ön kamera konulu patentinin detayları.

Evet; Facebook ya da diğer tüm sosyal mecralarda insanlar duygularını emojilerle ya da gönderi altına yapılan yorumlarla ifade edebiliyor. Ama yeterli değil. Zira iki yıl önce satın alınan ve dillendirilmeyen patentin önemi de tam olarak burada ortaya çıkıyor. Facebook, gönderilere ya da diğer paylaşımlara bakan kullanıcıların duygu durumlarını ölçüp, bu içerik türlerini daha fazla ön plana çıkarmayı amaçlıyor. Şu anda bu teknolojinin yalnızca “patent” aşamasında kaldığı söylense de, Facebook uygulamasının akıllı telefonlarda onlarca farklı kanallar yüzlerce veriye ulaştığı aşikar. Ve bu patentin de bir gün “ürün” olarak karşımıza çıkmayacağı ne malum?

Son olarak işin farklı bir boyutu daha ortaya çıktı. Zira Facebook’un şu anda insanların mobildeki klavye kullanımıyla alakalı yeni bir yapay zeka teknolojisi üzerinde çalışıyor. Bu sistem kullanıcıların herhangi bir içeriğe vereceği tepki anlık şekilde kolayca ölçülebilmesini mümkün kılıyor. Anlaşılan o ki Mark Zuckerberg, ekrana dokunuş hızıyla kullanıcıların yine duygularını öğrenmeyi amaçlıyor. Elbette bu yapay zeka teknolojisiyle birlikte toplanan verilerin Facebook’un yeni bir adım atmak için kullanılacağı da ortada.

Bill Gates’in de sıklıkla ifade ettiği gibi “yapay zeka” geleceğin teknolojileri arasında. Ve Facebook da bu noktada kullanıcıların gizliliğini pek de umursamadan denemeler yapmaya devam ediyor, edecek de. Facebook’tan duyguları saklamanın yolu yok gibi. : )